Arabada keyiften ayaklarını sallayan, etrafa gülücükler saçan
Kaya, doktorun muayenehanesinin binasını gördüğü anda ağlamaya başladı. Tahmin
edersiniz ki, sıra beklediğimiz ve muayene olduğumuz süreç içerisinde, Kaya’nın
ağlaması da şiddetlendi, tepinmeler, kendini yerden yere atmalar başladı.
Muayene zamanı geldiğinde Kaya o kadar kendinden geçmiş ve o
kadar kontrol edilemez bir hal almıştı ki, doktor, Kaya’nın ne boyunu, ne
kilosunu, ne de kafasının çapını ölçebildi. Daha biz işin acısız kısmı hakkıyla bitiremeden
aşı vakti geldi çattı. O esnada oğlumun içinden bir canavar fırladı, nasıl
direndi, nasıl debelendi, amanın iğnenin
ucu kırılacak da kolunun içinde kalacak, bağırmaktan boğazı yırtılacak da bir daha konuşamayacak, doktorumuz,
alın bu çocuğu kendinize başka bir doktor bulun diyecek diye ödüm koptu.
Gariptir, Kaya aşıyı oldu, sustu, o gün ağlama limitini
tükettiğinden midir yoksa bana acıdığından mıdır bilinmez, akşam olup da uyku zamanı
gelene kadar gıgını çıkarmadı. Ben de huzur içinde, tüm sıkıntıların bizi terk
ettiğinden emin bir şekilde oğlumu öptüm, kokladım, yatırdım. Aşı oldukları
akşam, bebekler ateşlenebilir, huysuzluk edebilir diyenlere kulak asmayarak,
hahaytt benim oğlum o kadar sağlıklı ki, aşı ona vız gelir, tırıs gider naraları
atarak odama çıktım.
Büyük konuşmamak lazımmış, allah büyük konuşanı çarparmış...
Normal şartlar altında akşam 9 da uyuyan, sabah 7’ye kadar
bir kere bile uyanmayan, top patlasa kımıldamayan Kaya’ya o akşam bir haller
oldu. Sabaha kadar 40 kere kalktı, her kalktığında feryat figan ağladı, aralarda ateşi çıktı, sürekli
kucak istedi, kucaktan başka bir yerde uyumadı, her yatağına yatırma çalışmamda
uyandı. Kucağımda Kaya, eciş bücüş koltuğun tepesinde, boynum tutuldu, belim
büküldü, bacaklarım ağrıdı, ayaklarım üşüdü, sabaha kadar gözüme uyku
girmedi sonunda güneş doğduğunda başladım söylenmeye. Bu ne ya dedim, bu ne biçim aşıymış dedim, dedim de dedim...
Eyvallah demek, şükretmek lazımmış, beterin beteri varmış, gece
yaşadıklarımız, sabah başımıza geleceklerin yanında solda sıfır kalırmış. Bir öncekinden daha da korkunç bir gün geçirdik, Kaya bu sefer bütün gün ağladı, oturunca ağladı, ayağa kalkınca ağladı, ağladı da ağladı. Paçama yapıştı, bana dokunmadığı her
saniye huysuzlandı. Neyse ki akşam olduğunda aşının etkileri de hayatımızdan
çıktı.
Etkilerin geçmesine o kadar sevindim ki, ajitasyona son verdim, allahım sana şükürler olun bir sonraki aşımıza koskoca üç ay var ya haftada bir aşı olsaydık halimiz nice olurdu dedim şükrettim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder